WwW.FoRumSTylE.TuRKpr0foRuM.NET


 
AnasayfaPorTaLTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 13
Salı Haz. 30 2009, 12:06 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 12
Salı Haz. 30 2009, 12:03 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 11
Salı Haz. 30 2009, 11:49 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 10
Salı Haz. 30 2009, 11:47 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 09
Salı Haz. 30 2009, 11:36 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 08
Salı Haz. 30 2009, 11:29 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 07
Salı Haz. 30 2009, 11:28 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 06
Salı Haz. 30 2009, 11:27 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 05
C.tesi Haz. 27 2009, 20:18 tarafından yasakmc

» kurtlar Vadisi Pusu Bölüm 04
C.tesi Haz. 27 2009, 20:15 tarafından yasakmc

Dost siteler
Kral Forumtr

Paylaş | 
 

 Fatiha'yı anlamak

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
lincoln54
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 54
Yaş : 26
Nerden : hendek
İş/Hobiler : site oyun
Lakap : falan fark yapmaz en son 54
Tuttugunuz Takım: : Galatasaray
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Fatiha'yı anlamak   Perş. Ekim 30 2008, 21:02

FÂTİHA SÛRESİ’NE GİRİŞ

Gâyet açık ve net anlamlı yedi âyetten oluşan Fâtiha, ünlü tefsircilerimizden İmam-ı Razi’nin 250, İbn-i Kesir’in 114, Elmalılı Hamdi Yazır’ın ise 104 sayfa açıklama yaptığı bir sûredir. Bu açıklamalarda:
Sûrenin nerede indiği ve bir kez mi yoksa iki kez mi indirildiği, Başındaki “Besmele”nin âyet olup olmadığı ve “Besmele”nin önemi, Kıraat [okunuş] farklılıkları, Okunuşunda “istiaze”nin gerekip gerekmediği, Namaz ile ilişkisi, olursa olmazları ve olmazsa olmazları, Okunmasının fazilet ve sevabı, Diğer isimleri, İsm-i A’zam’ın [Allah’ın en büyük isminin] neler olabileceği ya da neler olamayacağı gibi konularda bin bir rivâyete dayalı yorumlarda bulunmuşlardır. Sonuçta Kur’ân’ı anlamak ve anlatmak üzere yazılmış olması gereken bu eserlerde, Fâtiha sûresinin Kur’ân ve İslâm’daki gerçek yeri ve temel mesajı yukarıdaki konular arasında kaybolup gitmiştir. Dolayısıyla bu eserler, insanların Kur’ân’ı anlamaları açısından âdeta birer engel konumuna gelmişlerdir. Oysa Kur’ân’ı anlamak isteyen herkesin ilk Müslümanlar gibi doğrudan Kur’ân’ı okuması ve anlaması gerekir. Çünkü Kur’ân’ı en iyi tefsir edenin yine Kur’ân olduğu akıldan çıkarılmaması gereken bir gerçektir.
FÂTİHA SÛRESİNE VERİLMİŞ OLAN İSİMLER: Taşıdığı özellikler dikkate alınarak sûreye aşağıdaki isimler verilmiştir:


Mushaflar ve namazdaki okuma bu sûre ile başladığından, “فاتحةالكتاب - Fâtihatü’l-kitâp” sûresi ya da kısaca “الفاتحة - Fâtiha” sûresi. Fâtiha’nın sözlük anlamı açış, başlayış demektir.
7 Âyetli olduğundan ve hem Mekke’de hem de Medîne’de indiği rivâyet edildiğinden, “السّبعالمثانى - es-Seb’u’l-Mesâni” sûresi.
Başında “الحمد - hamd” sözcüğü bulunduğu için “Hamd” sûresi.
Namazda okunurken diğer sûreler gibi bölünmediğinden, “الوافية - el-Vâfiye” [Tam olan] sûresi.
Başka sûrelerin yerini tuttuğu, ama diğer sûrelerin onun yerini tutamadığı gerekçesiyle, “الكافية - el kâfiye” [Yeten] sûresi.
İslâm inancının temelini oluşturan ilkelerden bahsettiğinden, “el-Esas [Temel]” sûresi.
Şükür manası içerdiğinden, “الشّكر - Şükür” sûresi.
Gerek içinde istekler mevcut olduğundan ve gerekse Müslim ve Tirmizî’de geçen “Allah şöyle buyurdu: Beni zikretmesi benden bir şey istemesine engel olan kimseye, isteyenlere verdiğimin en iyisini veririm” rivâyetine (Müslim, Salât 38; Tirmizi, Tefsir 2) uygun düştüğünden, “السّئال - es-Süâl” [İstek] sûresi.
Bir kısmı dua mahiyetinde olduğundan, “الدّعاء - Duâ” sûresi.
En sağlam hadis derlemecisi olduğu kabul edilen Buhari’nin Sahih ’inde bile yer alan; okunduğunda yılan ve akrep sokması sonucu meydana gelen zehirlenmelere şifa olduğu ve bayılanlara okunduğunda ayılttığı yolundaki rivâyetlere dayanılarak, “الشّفاء - şifa” veya “الرّقية - Rukye [Muska]” sûresi.
Namazın Fâtiha’sız olamayacağına ve aşağıda belirtilen Ebû Hüreyre rivâyetine dayanılarak, “الصّلاة - es-Salât” [Namaz] sûresi.
Kur’ân’ın bütünü içinde yer alan iman, amel [kişisel işler], muamelât [toplumsal işler], ahlâk, peygamber kıssaları, inzar/uyarma ve tebşir/müjdeleme gibi konuları öz olarak içerdiğinden, “امّالقرأن - ümmü’l-Kur’ân” [Kur’ân’ın Anası] sûresi.
Ne üzücüdür ki, yukarıdaki isimlere ek olarak bugün neredeyse “Ölü” sûresi, “Mezarlık” sûresi, “Türbe” sûresi denecek kadar Fâtiha’ya yanlış işlevler yüklenmiştir.
Yukarıdaki isimler arasında en itibar edilecek olanları, “Fâtiha”, “Hamd” ve “Ümm-ül Kur’ân” isimleridir.
FÂTİHA SÛRESİNİ ANLAMAK İÇİN ÖNERDİĞİMİZ YOL: Sûrenin peygamberimiz, peygamberimizin arkadaşları ve hatta Mekke müşrikleri tarafından anlaşıldığı gibi anlaşılabilmesi için sûreyi Kur’ân ile anlama yöntemine başvurulmalıdır.
Kur’ân tarihçilerinin ortak görüşüne göre Fâtiha sûresi Mekke’de, beşinci sûre olarak nazil olmuştur. Bu sûre indiği sırada Kur’ân ve İslâm adına iman edilecek Alak, Kalem, Müzzemmil ve Müddessir olmak üzere sadece dört sûre mevcuttu.
Fâtiha’dan önce inen ilk dört sûre genel mesajlarıyla hatırlanacak olursa, Rabbimizin Alak sûresiyle Muhammed b. Abdullah’ı muhatap seçtiği, onu peygamber yaptığı ve ona Rabbi adına okumasını emrettiği; Kalem ve Müzzemmil sûreleriyle onu eğittiği ve hizmete hazırladığı; Müddessir sûresiyle de ona üniformasını giydirip teçhizatını kuşandırdığı ve onu “Kalk, hemen uyar ve Rabbinin en büyük olduğunu ilân et !” diyerek göreve çağırdığı anlaşılmaktadır.
Rabbimizin bu dört sûrede sadece peygamberimizi muhatap aldığı ve Peygamberimizin de kendisine verilen talimatları henüz tebliğ amacıyla kimseye söylemediği özellikle hatırlanmalıdır.
Ancak; Alak, Kalem, Müzzemmil ve Müddessir sûrelerinin giriş âyetlerinden sonraki bölümlerde müşrikler ile tartışmaların varlığı izlenmektedir. Bu durum, söz konusu âyetlerin girişteki ilk âyetlerden daha sonra indiğini göstermektedir. Bu da, adı geçen sûrelerin bir bütün halinde inmediğinin bir göstergesidir. Maalesef âyetlerin çoğunun kronolojik sırası bilinmemektedir.
Fâtiha sûresi, yukarıda belirtilen sürecin bir devamı olarak Rabbimizin insanlara yaptığı ilk genel hitabıdır. Peygamberimiz bu mesajı almış, Rabbi adîna okuyarak O’nun en büyük olduğunu ilân etmiş ve insanları uyarmıştır.
Genel prensip olarak bu çalışmada sadece Kur’ân âyetleri ile yetinilmeye ve hangisinin doğru hangisinin düzmece olduğu kesin olarak bilinemeyen rivâyetlerden uzak durulmaya özen gösterilmiştir. Ancak tevhit inancı bakımından herhangi bir sakınca içermeyen ya da ele alınan konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülen tarihî belge niteliğindeki rivâyetlerin kullanılmasından da kaçınılmamıştır. Bu temel prensibe bağlı olarak Fâtiha sûresiyle ilgili aşağıdaki rivâyetin aktarılmasında yarar görülmüştür:
Rivâyete göre; “Kalk, hemen uyar! Ve Rabbinin en büyük olduğunu ilân et !” emrini alan peygamberimiz Safa tepesine çıkmış ve insanlara “Ya sabahâh! Ya sabahâh!” diye seslenmiştir. Bu ifade, o günkü toplumda “Dikkat! Dikkat! Beni dînleyin!” anlamına gelen bir çeşit anons olup savaş gibi önemli duyurular yapılacağı zaman kullanılırdı. Peygamberimiz, bu çağrıya uyup oraya gelenlere “Ey Abdülmuttalib Oğulları! Ey Fihr Oğulları! Ey Lüeyy Oğulları! Şu dağın arkasında size saldırmak isteyen bir süvari birliği var desem, bana inanır mısınız?” diye sordu. Gelenlerden “Evet!” cevabı alarak kendisine duyulan güveni teyit ettirdikten sonra topluma şu mesajı iletti:
Ey İnsanlar; Rahmân ve Rahîm Allah adîna [okuyorum]. Hamd / Övgü, âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, Dîn Günü’nün sahibi Allah’adır. Yalnız sana ibâdet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz. Bizi, üzerlerine gazap dökülmüşlerin ve şaşkınlığa saplanmışların yolunun dışındaki, kendilerine nimet verdiklerinin yolu olan dosdoğru yola ilet!”
Böylece peygamberimiz Rabbi adına okumuş, Rabbinin en büyük olduğunu ilân etmiş ve insanları uyararak ilk görevini tamamlamıştır. Sûrenin Kur’ân’daki yeri ve dînimizdeki işlevi böyle anlaşılmalıdır. Aksi halde Fâtiha sûresinin ne mesajı, ne de işlevi doğru anlaşılmış olur.

RAHMÂN, RAHÎM ALLAH ADÎNA.
Âyetlerin meali:

1- Rahmân Rahîm Allah adına…
2 – 4- Hamd/övgü, âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, Dîn Günü’nün sahibi Allah’adır.
5 - Yalnız sana ibâdet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.
6–7 - Bizi, üzerlerine gazap dökülmüşlerin ve şaşkınlığa saplanmışların yolunun dışındaki, kendilerine nimet verdiklerinin yolu olan dosdoğru yola ilet!
ÂYETLERİN TAHLİLİ

1. Âyet: Râhman Rahîm Allah adına…
Alak sûresinin 1. âyetiyle peygamberimizden Allah adına okuması istenmişti. Bu talimatla özel hayatının bittiği, artık yapacağı çalışmaların Allah adına olacağı mesajı verilmişti. Ayrıca bu işten maddî ve manevî çıkar sağlaması da söz konusu değildi. Geçmişteki tüm peygamberler de aynı görev bilinciyle donatılmış, tebliğlerini ve davetlerini Allah adına yapmakla emrolunmuşlardır. Mesela; güneşe tapan Sebe halkını bu sapkınlıktan kurtarmak isteyen Süleyman peygamber de kraliçeye yazdığı mektubuna “Rahmân Rahîm Allah adına” diye başlamış ve isteklerini bildirirken Allah adına hareket ettiği bilinciyle davranmıştır. (Neml;30).
2 – 4. Âyetler: Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, Dîn Günü’nün sahibi Allah’adır.
HAMD: “الحمد - hamd”, bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla “hamd”, verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti verenin veya o yardımı yapanın, yani Yaratıcı’nın sonsuz güç ve kuvvetine, yarattığı nimetlerin çokluğuna, O’nun Rabbliğine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.
Bu içeriğinden dolayı hamd şükürden farklıdır: Şükür bir nimete karşılık ve bir eylemle yapılırken, hamd bir nimetten yararlanmadan da, sadece söz ile de yapılır. Hamd, ilk bakışta “methetme” olarak tanımlanabilirse de her methiye [övgü] hamd değildir. Çünkü methiyenin riyakârlık, dalkavukluk şaibesi taşımasına karşılık, hamd tam bir samimiyet gerektirir. Dolayısıyla hamd, nimetleri, ikramları ve iyilikleri sonsuz olan Yüce Rabbimiz dışında hiç kimseye yapılmaz. O halde hamd yapılırken nimetler sahibi Yüce Allah hem övülerek yüceltilmeli, hem de kendisine şükredilmelidir.
Hamd ve önemi konusunda şu âyetlere bakılabilir: En’âm 1, A’râf 43, Yunus 10, Ta Ha 130, Kasas 70, Zümer 74 .
ÂLEMLERİN RABBİ: ER-RABB:Kur’ân’daki “مولى - mevlâ” kelimesinin eş anlamlısı olan “الرّب - Rabb“, şu özellikleri taşır:

_________________
web dizynında ben varım site kurucularındanım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.batman54.tr.gg
 
Fatiha'yı anlamak
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.FoRumSTylE.TuRKpr0foRuM.NET :: Din üzerine :: Dini Yazılar :: Allah'a iman-
Buraya geçin: